gene
Etiketler: gene mi ya, hep aynı, sıkılmış
Etiketler: gene mi ya, hep aynı, sıkılmış
Etiketler: ironik, loser, olmuş bitmiş
Etiketler: bahar geldi, eğlenceli, loser
Etiketler: hep aynı
Etiketler: gene mi ya, ironik, loser
Çocukluğumda annem beni kolumdan tutup çekebilecek yaşlarda iken, yaz tatillerimizi Çanakkale’nin emekliler için düzenlenmiş yegane yerinde; Eceabat’da geçirirdik. Yaz tatilleri tüm yaşıtlarım için oyun ve eğlence anlamını taşırken, benim için yalnızlık, nefret ettiğim yakıcı güneş ve sessizlik birleşimi demekti. Kolundan tutulup çekilebilecek yaşlardaki bir çocuk için fazla sıkıcıydı. İstanbul’a olan tutkum ve özlemim işte böyle, “onsuz” olmakla başladı önce. Kaos istiyordum, hareket istiyordum. Hareketin içinde olmam da gerekmiyordu üstelik, dışarıdan bir izleyici olmam yeterliydi sadece. “Ne yapacaksın İstanbul’da?” diyordu annem, ben gidelim diye tutturunca; “ne yapacaksın?”. Muhtemelen evde oturup televizyon izleyecektim, evimizin önündeki parka çıkacaktım sonra. Ardından bütün arkadaşlarım aileleriyle tatile çıktığı için parkta yalnız oynamaktan sıkılacak ve gene televizyonun başına dönecektim. Pek fazla seçeneğim yoktu. Birden fazla seçeneğin içinde olmak güzeldi, imkan olması güzeldi. Yapabiliyor olup, yapamayacaktım sadece.
Ben büyüdüm. Annem beni kolumdan çekip götüremez oldu. Yaz tatillerinde İstanbul’da kalır oldum. Herkes bu şehirden kaçarken ben onunla kalmayı tercih ettim. Her yer tekdüze, her yer sıkıcı, her yer kısa süreliğine güzel geliyordu. Özlüyordum.
Şimdi düşünüyorum da, hayatımın hiçbir evresinde bu şehirden nefret etmedim. Hiçbir zaman terk etmek istemedim. İstesem bile yapabileceğime inanmadım. Fazla mantıksız yaşıyorum ilişkimi İstanbul’la. Bu kadar çok sevmem için fazla sebepsizim. Fazla aşığım. Fazla bağlıyım. Hiçbir zaman yurtdışında okuma hayalim olmadı, “ah şurada yaşasaydım” demedim. Şehrin trafiğinden şikayet etmedim, “nerde kaldı o eski İstanbul” diye ahlayıp vahlamadım. Bu şehrin her yeni yüzü, her değişimi, her hali çekici geldi bana. Yapılan hiçbir yeniliğin onu eksilttiğini, eskittiğini ya da onun İstanbulluğunu aldığını düşünmedim. Her zaman kendimi bu şehre ait hissettim ama diğerleri gibi onu sahiplenmedim. Hep en değerli gördüğüm, kendimi keşfettiğim duyguyu, “hüznü” ona yükledim. Hüzünle birlikte içime döndüğümde, bu şehir de hep yanımdaydı. Yürürken üzerinde, yollarıyla konuştum, denizleriyle paylaştım. Fazla kişileştirdim İstanbul’u gözümde. Yaşanacak bir şehirden fazlası benim için İstanbul. Tıpkı bu şehre yaptığım gibi seni de fazla kişileştirdim kendimde. Sahip olmadığın erdemleri yükledim üzerine. Kişileştirdiğim İstanbul'u kişileştirdiğim senle yaşamak istemiştim sadece.
Etiketler: ağlamaklı, aşık, Aşk meşk, bok gibi, gene mi ya, ilgisiz, kendini toparlamak istiyor, sıkılmış, yeter artık
Etiketler: sıkılmış, yeter artık
Etiketler: Aşk meşk, olmuş bitmiş