volkan
(03:24) volkan:
sen sadece kafanda acı kız
(03:24) volkan:
acı çeken kız rolünü korumak istiyorsun
(03:25) volkan:
çünkü bundan güç aldıgını ve bunun seni ayakta tuttuguna inanıyorsun
ara beni lütfen-2
Bayram sevinçlerimizi de yitirdik iyi mi? Öle yok artık cicili bicili giyinmek, heyecandan uyuyamamak falan. Uyuşuk, mıy mıy bir şey oldum. Oysa sabah ne güzel hayallerim vardı, beraber kalkacaktık; yataktan çıkmayacaktık, sonra hadi kalk bugün bayram nidaları arasında zorla yataktan çıkacaktık, ben en şık kıyafetlerimi giyecektim; kahvaltı edecektik deniz gören balkonumuzda. "Önce kime gidiyoruz?" diye soracaktım, öyle kaprislerim olmayacaktı, "önce benim annem, benim akrabalarım, benim tarafım" diye. Birer birer gezecektik, Akşamsa arkadaşlarımızla buluşup yılbaşına onlarla beraber girecektik. Gülecektik, kahkaha atacaktık hatta. Birbirimize "ne güzel varlığın" diyecektik. Diyemedik. Diyemeyeceğiz. Geçmiş olsun.
nerden
... "haydaaa" diyesim var şöyle bir güzel, şöyle bir okkalı. Tokatlar gibi sözler de okkalı olur bilir misin? "haydaa", dedikten sonra "ne oldu şimdi?" diyesim var bir de. Hakikaten "ne oldu şimdi?", "ne oldu sana?" ve tabi ki bana. Hatta özellikle bana. Şaşırt beni ulan. Şaşırtın bizi. Siz erkekler, evet bizi... Karşına geçip, "ha ha , inanmıyordum ki zaten dediklerine" diyebilirim. İnanmıyordum da, ama inanmak istemişim işte ki, bekledim, bekliyorum. Nerden dokundum o tuşa, nerden buldu ellerim arabanda o şarkıyı, nerden de dinledim; nerden de seninle birlikte imgeleştirdim. Nerden dinliyorum şimdi bu şarkıyı...
off
ooff yaa off... ajandamı kaybettim!!
---
Annem, tv'deki kızı gösterip, "bu kızı çok beğeniyorum ben" dedi, ekledi: "tiyatrocuymuş, şiir falan da yazıyormuş". Baktım; Pelin Batu'ydu bahsettiği. "Sana da benziyor" diye binlerce cümle ekledi arkasından, hiçbirini duymadım; sessizce odama geçtim.
16-26
Bugün sana baktım, kahverengi kemerinin uzun gelip pantalonundan sallanması bile çok şekerdi, tepkilerin, utangaçlığın... Zekanı ortaya koyman sonra herkesin, tüm arkadaşlarımın yanında.. ."kitabım 15 ile 25 sayfa arasında demişti Büşra", tüm doğallığınla burada bir yanlış var dedin. "hiçbir kitap 15 ile 25 sayfa arasında olmaz." Biz "alla alla niye olmasın ki?"derken sen ekledin hemen gülümseyerek "kitaplar sayfaları çift sayılarla biter, 16-26 demen gerekiyordu". Hepimiz güldük, hayranlıkla baktık sana. En çok da ben sana. Hastayım ulan sana!
11 Mat a
"yaa unutma o arka sıradaki hallerimizi hiç unutma insan büyüdükçe mantıksızlaşıyormuş"
daha doğru ne söyleyebilirdin ki. Baksana şu halime, nelerin peşinden koşuyorum; koşuyoruz ve koştuk. Koşmayalım artık demek istiyorum, ama sana söz verip tutamamaktan korkuyorum. Ben yine o arka sırada 11 mat A'ya ait kız olmak istiyorum. Karşılık alamadığım ilişkilere üzülmek istiyorum, karşılık aldıklarıma değil. Bu kadar iyi olmak istemiyorum sonra. uyuz olduğunuz mantığıma bürünmek istiyorum. çevremdekileri hayal kırıklığına uğratmak, kendimi dipsiz kuyulara atmak istemiyorum. Seni seviyorum. Sana üzüleceğimi bildiğim halde yaptığımı söylemiştim. Bana dedin ki "O yüzden üzülmeni istemem ama yinede yaşamak istiyorsan yaşa ben seninle yine oturur üzülürüm canım". İşte bu dedim, işte bu sevgi, işte bu aşk, işte varlığını sonuna kadar hissettiren insan, işte sen. İşte benim canım, işte benim şekerim, işte benim yoldaşım, hayat arkadaşım.
Loving you
Şıpsevdi'nin müziği olan "loving you" da benden başka hüzünlenen var mı?