Perşembe, Kasım 30, 2006
Ben senden daha iyi yazabilirim ki ben bi bok yazamam. Senden iyi gitar da çalarım, ki hayatta elim tele değmedi.
can yakanlar
Eğlendim. Saçmaladım. Güldüm. Ağladım. Sarhoş oldum. Seninle alakasız birini, seni düşünerek tekmeledim. Can yakanların telefon konuşmalarına tanık oldum sonra. Canı acıyan ne diyordu biliyor musun?
'Keşke söyleseydin. Yemin ediyorum senin için dua ederdim. Ama bana hiç acımadan böyle davrandın. Kimsenin umrunda olmadığımın farkındayım. Ama böyle davranmasaydın ya. Ben, ben sana aşık olmuştum. Söyleseydin Tuğba'ya aşığım diye, anlardım... Diyebileceğim bir şey yok ki... Yani eyvallah...
...
Dualarının hiçbir değeri yoktur emin ol. Enazından benim üstüne olanlarının hiçbir değeri yoktur... Sana beddua ettim! Umrumda... Umrumda değil başkasıyla olman. Çünkü ayakta durmaya çalıştım ve başka acılar yaşadım. Sadece keşke bunu yapmasaydın, keşke bunu söyleseydin.. Farkındayım. Kimsenin umrunda olmadığımın farkındayım.'
Sonra sen geldin. Seni gördüğümde huzurluydum; tanıdık bir yüz, güven verici bir omuz... Tramwayda giderken sevdiğin şarkı çıktı. Kulaklığın teki sendeydi, başım da omzunda. Tramway, pazartekke durağında durdu. Kapılar açıldı. Kaçıp gidebilirdim... Eve dönebilirdim... Seninle kalmak istedim ama ben; hiç bitmesin. Ne benim huzurum geçsin, ne de bu yolculuk bitsin.
Beni kendi evimin durağından iki durak sonra durdurdu kabin memuru. Bu yolculuk buraya kadarmış dedi. Yolculuk bitti. Ama yanımdaydın. İşte bu çok güzeldi. Çok güzeliz, çok yakışıyoruz biz dedim; boyun boyuma, bıyığın bıyığıma...
'Keşke söyleseydin. Yemin ediyorum senin için dua ederdim. Ama bana hiç acımadan böyle davrandın. Kimsenin umrunda olmadığımın farkındayım. Ama böyle davranmasaydın ya. Ben, ben sana aşık olmuştum. Söyleseydin Tuğba'ya aşığım diye, anlardım... Diyebileceğim bir şey yok ki... Yani eyvallah...
...
Dualarının hiçbir değeri yoktur emin ol. Enazından benim üstüne olanlarının hiçbir değeri yoktur... Sana beddua ettim! Umrumda... Umrumda değil başkasıyla olman. Çünkü ayakta durmaya çalıştım ve başka acılar yaşadım. Sadece keşke bunu yapmasaydın, keşke bunu söyleseydin.. Farkındayım. Kimsenin umrunda olmadığımın farkındayım.'
Sonra sen geldin. Seni gördüğümde huzurluydum; tanıdık bir yüz, güven verici bir omuz... Tramwayda giderken sevdiğin şarkı çıktı. Kulaklığın teki sendeydi, başım da omzunda. Tramway, pazartekke durağında durdu. Kapılar açıldı. Kaçıp gidebilirdim... Eve dönebilirdim... Seninle kalmak istedim ama ben; hiç bitmesin. Ne benim huzurum geçsin, ne de bu yolculuk bitsin.
Beni kendi evimin durağından iki durak sonra durdurdu kabin memuru. Bu yolculuk buraya kadarmış dedi. Yolculuk bitti. Ama yanımdaydın. İşte bu çok güzeldi. Çok güzeliz, çok yakışıyoruz biz dedim; boyun boyuma, bıyığın bıyığıma...
Salı, Kasım 28, 2006
Drama
Canımız fena sıkılmış. 'Ulan' diyorum 'gel bir hikaye yazalım, her buluştuğumuzda devam ettirirz, eğlenceli olur'. Kendi fikrimize bir seviniyoruz sormayın. Drama dersi almışım, dramatik yapı falan kurdurtuyorum, bir erkek ve kızımız var sosyal, fiziksel özellikler yüklememiz lazım. Ama o kadar 'geyiğiz' ki karakterler de erkek de bi o kadar 'geyik' oluyor.
Kız(Dilek) /Erkek(Sercan)
40 yaşında /32 Yaşında
Gururlu /Vurdumduymaz
Hovarda/ Dürüst
Kaşar :0 /Zengin
Halkla ilişkilerci /Sigortacı :)
207 si var (araba) /Jeep x5
Mekan: Varan nargile kafe
*Varan!neden varan? Çünkü biz Varan'dayız. Bakırköy'ün en bıyıklı abi, amca dolu yerinde bu ikisini nasıl karşılaştıracaksak... Ama zaten hikaye de acaip postmodern oluyor mekan ne ki..
Dilek masasında oturup nargilesini beklerken ve götünde pireler uçuşurken -çünkü nargileyi çok beklemiştir- kafasına gökten zembille sepetin içinde bir Anka kuşu gönderilir. Anka kuşunun heybetiyle Dilek'in götündeki pireler birer birer uçuşur ve konuşabilenlerden bir tanesi sercanın kulağına eğilir ve şöyle der:
----
Bu kadar.
Kızların iğrenç geyikler yapabilmesine bir örnek olarak saklayacağım bunu.
Kız(Dilek) /Erkek(Sercan)
40 yaşında /32 Yaşında
Gururlu /Vurdumduymaz
Hovarda/ Dürüst
Kaşar :0 /Zengin
Halkla ilişkilerci /Sigortacı :)
207 si var (araba) /Jeep x5
Mekan: Varan nargile kafe
*Varan!neden varan? Çünkü biz Varan'dayız. Bakırköy'ün en bıyıklı abi, amca dolu yerinde bu ikisini nasıl karşılaştıracaksak... Ama zaten hikaye de acaip postmodern oluyor mekan ne ki..
Dilek masasında oturup nargilesini beklerken ve götünde pireler uçuşurken -çünkü nargileyi çok beklemiştir- kafasına gökten zembille sepetin içinde bir Anka kuşu gönderilir. Anka kuşunun heybetiyle Dilek'in götündeki pireler birer birer uçuşur ve konuşabilenlerden bir tanesi sercanın kulağına eğilir ve şöyle der:
----
Bu kadar.
Kızların iğrenç geyikler yapabilmesine bir örnek olarak saklayacağım bunu.
Pazartesi, Kasım 27, 2006
Pazar, Kasım 26, 2006
'oturmuş bir ilişki istiyorum'
-oturmuş bir ilişki istiyorum.
-oturmamışını buldun da, buna mı geldi sıra:)
Böyle sorunları var kızların, pat diye hayatlarına cümleler sokuyorlar olur mu olmaz mı diye düşünmeden. Yirmi yıllık yalnızlık kitabı yazma potansiyeli varken sende 'oturmuş ilişki' de neymiş? Hanımın amacı, 'buluşmaya giderken özenmemekmiş, rahat olmakmış'. Şekerim sen bul birini ben yaparım makyajını söz.
-oturmamışını buldun da, buna mı geldi sıra:)
Böyle sorunları var kızların, pat diye hayatlarına cümleler sokuyorlar olur mu olmaz mı diye düşünmeden. Yirmi yıllık yalnızlık kitabı yazma potansiyeli varken sende 'oturmuş ilişki' de neymiş? Hanımın amacı, 'buluşmaya giderken özenmemekmiş, rahat olmakmış'. Şekerim sen bul birini ben yaparım makyajını söz.
Cuma, Kasım 24, 2006
kestane
@Tophane
Dolaşan bir satıcı: Kestanneee Keebbaaappp.. Kestaneee kebappppp...
Bahar & Som : Çizicem kestanesini görecek!
Gülüşmeler...
Dolaşan bir satıcı: Kestanneee Keebbaaappp.. Kestaneee kebappppp...
Bahar & Som : Çizicem kestanesini görecek!
Gülüşmeler...
kelime
Başımda bir cadı şapkası... Ağlıyorum...Gözlerimin kelime tamamlama yeteneğinden nefret ediyorum. Canımın acımasından da.
Perşembe, Kasım 23, 2006
ara beni lütfen
- Tezgahtar mı?
- Hayır ya, orda duruyor işte sandalye de oturuyor
- Yani tezgahtar.
- Ya değil, Taksim'in butiklerinde öyle tezgahtar havası olmuyor
- Ama tezgahtar, o işi yapıyor.
- Ay tamam tezgahtar
- Okuyor muymuş?
- Heyecandan soramadım
- Yaşı kaç?
- 20 lerde işte
- Ne! Neredeyse senden küçük. Şöle bir 25-27 olsaydı...
- Tamam abla, kalbime söylerim aşağısına atmaz, yaş skalası beğendiremiyorum sana.
Yüzyılın atmayan kalbi atmış, ben Taksim'in ortasında yolda donup kalmışım, daha dün gördüğüm mağazanın sahibinin çocuğuyla anlamsız bir şekilde 'aa merhaba öpüşmesi' yapmışım. Bu da yetmemiş 'tokalaşmış' ve tokalaşmayı da aşıp şapşallığımdan çocukla konuşurken elini bırakmamışken ablam marka/etiket derdinde...
Ame etiket önemli, yani ademoğulları havvakızlarını etkilemek istiyorsanız, işiniz, kariyeriniz, karakteriniz, paranız önemli. Gördüğünüz gibi kendi yaşadıklarımı anlatmakla yetinmeyip 'faydalı blog' işine de girmeye başlıyorum. Ah ah hepinizi seviyorum. Sevgiler, saygılar efem... :)
- Hayır ya, orda duruyor işte sandalye de oturuyor
- Yani tezgahtar.
- Ya değil, Taksim'in butiklerinde öyle tezgahtar havası olmuyor
- Ama tezgahtar, o işi yapıyor.
- Ay tamam tezgahtar
- Okuyor muymuş?
- Heyecandan soramadım
- Yaşı kaç?
- 20 lerde işte
- Ne! Neredeyse senden küçük. Şöle bir 25-27 olsaydı...
- Tamam abla, kalbime söylerim aşağısına atmaz, yaş skalası beğendiremiyorum sana.
Yüzyılın atmayan kalbi atmış, ben Taksim'in ortasında yolda donup kalmışım, daha dün gördüğüm mağazanın sahibinin çocuğuyla anlamsız bir şekilde 'aa merhaba öpüşmesi' yapmışım. Bu da yetmemiş 'tokalaşmış' ve tokalaşmayı da aşıp şapşallığımdan çocukla konuşurken elini bırakmamışken ablam marka/etiket derdinde...
Ame etiket önemli, yani ademoğulları havvakızlarını etkilemek istiyorsanız, işiniz, kariyeriniz, karakteriniz, paranız önemli. Gördüğünüz gibi kendi yaşadıklarımı anlatmakla yetinmeyip 'faydalı blog' işine de girmeye başlıyorum. Ah ah hepinizi seviyorum. Sevgiler, saygılar efem... :)
Çarşamba, Kasım 22, 2006
terane
Şurada şu yazıyı yazmayıp, Araştırma Metodları sınavına çalışmam gerekirken, Hamdi Alkan'ı birkaç saat önce sevmeye başlamışken, Mithat'ın benden hoşlandığını düşünürken, Benetton'daki çocuk, telefonumu verdiğim halde hala beni aramamışken, Bahar üzülürken, otobüste Seda'yla konuşurken ve ona akıl verirken ve en önemlisi de tüm bunların sorumlusunun Elif olduğunu düşünürken, her şeyin bir kısır döngüden ibaret olduğuna kanaat getirdim. Hep aynı terane...
Biliyor musun ne, erkekler de hep aynı terane be...
Kızlar da...
İlişkiler de...
Ben de, biz de...
Hepimiz de...
Biliyor musun ne, erkekler de hep aynı terane be...
Kızlar da...
İlişkiler de...
Ben de, biz de...
Hepimiz de...
Pazartesi, Kasım 13, 2006
Tövbe tövbe dünya nereye gidiyor
-Acaba erkek mi olacak?
-Kim doktor mu? Yakışıklıysa arkadaşımla çıkar mısın, omzunda uyuyacak birini istiyor de.
...
Sms: Erkekti, hoştu, espriliydi, cezbetti ama evliydi:((
Sms: ahahaha:)
-Kim doktor mu? Yakışıklıysa arkadaşımla çıkar mısın, omzunda uyuyacak birini istiyor de.
...
Sms: Erkekti, hoştu, espriliydi, cezbetti ama evliydi:((
Sms: ahahaha:)
Pazar, Kasım 12, 2006
Pazartesi, Kasım 06, 2006
Aslan kaç paraparapom
Annem 'bluzlarını ters katlama yani önü iç kısma gelmesin kısmetin kapanır' derdi bir aralar. Dolabımı açıp o bluzu, kazağı her ne ise onu bulmak istiyorum.
Sen de iki kaçma be, önce bir dön arkana bak,bak bakalım kovalayan var mı... He varsa koşuna devam edersin. Ama yok boşuna yorulma derim ben.
Sen de iki kaçma be, önce bir dön arkana bak,bak bakalım kovalayan var mı... He varsa koşuna devam edersin. Ama yok boşuna yorulma derim ben.
Pazar, Kasım 05, 2006
so fucking cute
Ama, ama, ama... Ya tamam başından beri böyleydi, metroda birbirlerinin kucaklarında uyuyan sevgililer, birbirinden yakışıklı birbirinden güzel kızların içinde bulunduğu gruplar, ay bir espriler bir gülüşmeler... Ama bu: http://www.youtube.com/watch?v=Qmwm2NjNmdw kadarı fazla artık! Çocukta çözemediğim bir ebleklik olsa da şekerliğine laf yok. Hatta yerim onu ben. Aptal kız, devam ettir değil mi oyunu, al 'alo' de, 'ben light cola siparişi vermiştim' de... Beğenmediysen çocuğu, 'Alo yanlış numara' de kapat. Yok! Anında problem çözme yeteneği sıfır sıfır...
Depresyona sokuyor beni bu Coca-cola reklamları. Romantik komedi dizilerine özenir gibi özeniyorum valla.
*Reklamcı gözüm devreye giriyor bir yandan: ne işi var o Nokia melodisinin orada? Ne yani reklam içinde gizli reklam mı?
Depresyona sokuyor beni bu Coca-cola reklamları. Romantik komedi dizilerine özenir gibi özeniyorum valla.
*Reklamcı gözüm devreye giriyor bir yandan: ne işi var o Nokia melodisinin orada? Ne yani reklam içinde gizli reklam mı?
Cumartesi, Kasım 04, 2006
Bilin bakalım ben nerdeyim?
She-ra diye bir çizgi film vardı, 'Gölgelerin gücü adına...' diye bağıran He-man'in kız kardeşiydi bu kızcağız. Pek severdim efendim. Bu çizgi film içinde bir de saklanan renkli, kuyruklu saçma bir yaratık vardı, çizgi film bittikten sonra 'bilin bakalım ben nerdeydim?' diye cırlardı. Olduğu yeri bilince pek bir sevinirdim.
Bugün Taksim Kafeka'daki 1.60 boyunda cırlaya cırlaya konuşan, enine renkli çizgileri olan kapşonlu hırka giymiş kız, çok çok üzgünüm, sana bakıp bakıp güldüm. Ama bir sor neden ya...
Bugün Taksim Kafeka'daki 1.60 boyunda cırlaya cırlaya konuşan, enine renkli çizgileri olan kapşonlu hırka giymiş kız, çok çok üzgünüm, sana bakıp bakıp güldüm. Ama bir sor neden ya...
topu topu kar topu
...Mmm down on my kness ı'm begging you... Taksim'e gittim bugün, yılın ilk düşen karıyla birlikte nargile içmemek olmazdı. Taksim meydanında yüzüme soğuğun vurmasını hissetmek, hissedebilmek inanılmazdı. Yalnız yürüyordum, seda bahar beni bekliyordu, biz hep böle kar kış demeden buluşurduk; benim Taksim tutkum o zamanlarda da vardı. O zamanlarda, o zamanlar dediğim lise işte, kar topu oynardık istiklal caddesinde. Benim uslanmaz romantik şehirli tarafım daha bir arsızdı, istiklal caddesi'nde kar topu oynamanın gereği ne, git mahallene, bol da kar var değil mi? yok işte. Tez elden kar topları yapılacak yakışıklı çocuklara atılacak, böylece bir kar topu savaşı sırasında izdivaç kurulacak. Allah beni davul etsin emi, ne komplo teorileri. I love you, I need you, I'm dying, I'm crying... Down on my kness... İzdivaç mizdivaç olmadı tabi, yalnız döndüm eve hep kar topu savaşlarından sonra. Bir de üstüne ıslaklık ekleniyordu. I won’t believe, that you really, really, wanna leave me, just because of her. Have you forgot about, all the things, we’ve been through, she was not the one, who was there for you. Liseden bu yana 5 yıl geçti, Taksim'de yine yalnız yürüyorum, kar topu yaşımı da geçtim diye hayıflanıyorum. Onu bırak kar topu yapsam, hayatımın erkeğini de yolda görsem, attığım kar topu çocuğun kafasına falan gelir, oracıkta beyin kanamasından gider, öyle bir kısmetsizlik yani. I love you, I love you, I’m begging, please love me, I’m begging, I’m begging, Please dont’leave me, no, no, no, no, no.... Kulağımdaki bu iç geçirtici şarkıya rağmen şapşal bir gülümseme vardı suratımda, kendi kendime caddelerde gülmeyeli uzun zaman olmuştu. See, I loved you unconditionally, I gave you even more than ,I had to give I was willing for you to die, cause you were more precious to me, than my own life... Huzurluyum. I love you, I love you, I’m begging, please love me, I’m begging, I’m begging, Please dont’leave me, no, no, no, no, no ... İstasyonu değiştirip, Petek Dinçöz'den 'kısmetsizim' şarkısını arıyorum.
Cuma, Kasım 03, 2006
Perşembe, Kasım 02, 2006
önce kendine bak
Ya hani bıdı bıdı bir şeyler demişsin ya. 'önce bir kendine bak!' demek istiyorum da, üzüleceksin diye diyemiyorum. Sadece kanayacak kadar yara açmak istiyorum, derin bir kesik değil. Yok anacım kanayacak bir yara açamayacak kadar iyiyim.
size bir şeyler diyeceğim
-Sevgilin var mı?
-Hayır yok
-Neden yok?
-Terk edildim.
-Bakire oldugun icin mi?
-Hayır ne alakası var.
-Çoğu erkek sevişemediği için ayrılır.
-Sevişmekten kastın illa tam birleşme olduğunu düşünmüyorum, bakirelikten kastın buysa...
-Aha!Tam bir birleşme yaptığında bunu konuşalım. Çok gençsin daha sen.
Önce bi tokatlan da erkekler tarafindan, hayat tarafından...
-Sen ne konuda tokatlandın pekala? Ya da her kadın dediğin gibi tokatlanır mı erkek tarafından?
-Eh.. bana(...) yaptı
-Ne kadar geçti bu olayın üzerinden?
- 4 ay
-Ne hissetmiştin? Şimdi ne hissediyorsun?
Zaman aşımının düşünce ve duygularında getirdiği değişimi merak ediyorum.
-Geri İstiyorum
-Neyi?
-Adamı
Yanlış adamı sevdirten nedir kadınlara? Ya da cinsel tercihleri değiştirten? Hadi ettik bir halt bir yerlerde, aşkın gözünü kör bildik. Nasıl bu kadar sebatkar olabiliyoruz yanlış adamı sevmekte?
Sıkılmadınız mı kendinizden diyeceğim size, bıkmadınız mı kendinizden, nefret etmediniz mi?
Daha ne istiyorsunuz diyeceğim, saçılan ipuçlarından ip yaparsınız diyeceğim. Gene yetmeyecek size, gene gideceksiniz. Ben değil, siz evet siz; kendi ölümünü alkışlayan balıklar gibi alkışlayacaksınız kendinizi. Yapmayınız lütfen, etmeyiniz.
Lütfen.
-Hayır yok
-Neden yok?
-Terk edildim.
-Bakire oldugun icin mi?
-Hayır ne alakası var.
-Çoğu erkek sevişemediği için ayrılır.
-Sevişmekten kastın illa tam birleşme olduğunu düşünmüyorum, bakirelikten kastın buysa...
-Aha!Tam bir birleşme yaptığında bunu konuşalım. Çok gençsin daha sen.
Önce bi tokatlan da erkekler tarafindan, hayat tarafından...
-Sen ne konuda tokatlandın pekala? Ya da her kadın dediğin gibi tokatlanır mı erkek tarafından?
-Eh.. bana(...) yaptı
-Ne kadar geçti bu olayın üzerinden?
- 4 ay
-Ne hissetmiştin? Şimdi ne hissediyorsun?
Zaman aşımının düşünce ve duygularında getirdiği değişimi merak ediyorum.
-Geri İstiyorum
-Neyi?
-Adamı
Yanlış adamı sevdirten nedir kadınlara? Ya da cinsel tercihleri değiştirten? Hadi ettik bir halt bir yerlerde, aşkın gözünü kör bildik. Nasıl bu kadar sebatkar olabiliyoruz yanlış adamı sevmekte?
Sıkılmadınız mı kendinizden diyeceğim size, bıkmadınız mı kendinizden, nefret etmediniz mi?
Daha ne istiyorsunuz diyeceğim, saçılan ipuçlarından ip yaparsınız diyeceğim. Gene yetmeyecek size, gene gideceksiniz. Ben değil, siz evet siz; kendi ölümünü alkışlayan balıklar gibi alkışlayacaksınız kendinizi. Yapmayınız lütfen, etmeyiniz.
Lütfen.
